Uyku Hakkında
Günaydın, bugün
gerçekten de ehli olduğum bir mesele ile devam ediyoruz: Uyku.
“- Vaktin
nasıl geçtiğini bilmemek için...”
Ve hemen Martin Eden’den bir alıntı ile
devam edelim:
“Uyku onun
için unutmak demekti…”
Son olarak Haruki Murakami uykudan nasıl
bahsetmiş ona bakalım:
“Sanki dünya sessizce benden uzaklaşıp gidiyor”
Bu okuduklarımızdan bir çıkarım yapacak
olursak edebiyatta uykuya olan düşkünlük; dışarıdan kopma isteğini, hayattan
bıkma halini hatta kendini küçük küçük öldürmeyi ifade ediyor. Yani uyku bir
çeşit antidepresan görevi görmüş oluyor. Ayrıca ben bugün sosyal medyayla fazla
vakit geçiren birini de bu uykuya düşkünler kategorisinde değerlendirmeyi
tercih ediyorum.
Uyku sevdalılarından bahsettiysek şimdi
sıra gerçek uyku sevdalılarına geldi yani gözleri bir damla uykuya hasret
olanlara. İlk Nazım Hikmetle başlayalım. Ne diyordu Piraye’ye:
“Geceleri
uyku tutmuyor. Kabahat sende! Beni uyutmuyorsun. Senden davacıyım.”
Ya da Ümit Yaşar Oğuzcan’ nın uykuyla
ilişkisi nasıldı:
“Uykuların kaçar geceleri, bir türlü
sabah olmayı bilmez.
Dikilir
gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden
bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf
halden anlar ne yastık.
Girmez
pencerelerden beklediğin o aydınlık.”
Necip Fazıl’ın Uyumak İstiyorum şiirinden
bir alıntıyla bu kategorimizi de noktalayalım:
“Uyku,
uyku... Zamansız ve mekansız, uyumak.
Uyumak
istiyorum; başım bir cenk meydanı;
Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.”
Neyi fark ettik? Bir sevgilisi olan, bir
derdi olan uyumuyor ya da uyuyamıyor. Bu noktada, çocukken okuduğumuz zengin ve
fakir arkadaşın hikayesi geliyor aklıma. Zengin olan altınlarıyla, elmaslarıyla
ilgilenmekten ve onlar için endişe etmekten geceler boyunca uyuyamıyordu
hatırlarsanız. İç dünyasında hazineleri olanlar uyuyamazken, hikayedeki fakir
adamın yaptığı gibi iç dünyasında 5 kuruşu olmayanlar mışıl mışıl uyuyor
olabilir mi?
Oblomov’un “Benim içimde ne yakıcı ne de
kurtarıcı hiçbir ateş yanmadı” sözleri ile başlayan tiradını kitabı okuyanlar
hatırlayacaktır. Tam bu noktada ise karşımıza şu soru geliyor: İçimde gerçekten
de hiç ateş yanmadı mı? Ya da yanan ateşin üstüne üflüyor muyum fark
etmeden?
-----------------------------
Evet çok sevgili dostlar, kanaat önderi olmadığım için size
ne yapıp ne yapmamanız gerektiğini söyleyecek değilim. Bu yazı sadece
gidip içinizdeki ateşi yoklamanız için bir hatırlatıcıdır. Kendinize iyi bakın,
gerçekten kendinizi karşınıza alın ve iyice bakın.
Güzel
kahkahalı adamdan eser kalmamıştı uykuda.
Uyku
ihtiyarlatmıştı onu
gözlerinin
rengini örtüp
Ve şimdi
ipek pijamasının içinde
ışıksız
bırakarak yüzünü
altmış
yaşında bir sarhoştu horlayan
- Nazım
Hikmet
Uyumazsa ne acep sinesi pür-çâk olan
YanıtlaSilNitekim subha değin şem-i şebistan uyumaz
muhteşem bir beyit, yazıda divan şiirine girmemeye çalıştım çünkü sonsuza dek sürme tehlikesi vardı
Sil