Öleceğim
öleceğim dedim. keskin bir eşyaya veya zehire ihtiyaç duymadan. kafam bendimi parçalayan bir testere olacak, baştan başlayarak kesecek beni dedim. öleceğim dedim, gözüm bir an olsun arkada kalmadan. ve yaşamanın suratına tenezzül edip de bakmadan kalbimin atmayışları parmaklarımdaki damarları kurutacak dedim. öleceğim dedim, dün olmadı ama bugün mutlaka. elde avuçta ne varsa toplayıp gideceğim yani öleceğim dedim. fakat evet, ölmedim. kapkaranlık mevt perdesi deveran etti. oldu bir parça güneş , oldu tenimi okşayan bir kar tanesi, oldu içime çekmemle ab-ı hayat olan serin bir nefes. doğrudur bugün de ölmedim bugün de aldı gönlümü yaşamak hevesi. yine büsbütün karartamadım pencereleri, yine bir ışık süzüldü belli belirsiz, yine parıldadı karanlık gözlerim. kararsa büsbütün biliyorum, ölürdüm tam da o gün.